7 Aralık 2014 Pazar

bedelli askerlik ve tez

şubatta askere gitmeye niyetlenmiş, bedelli çıkıyor çılgın mısın sen diye durdurulmuştum. pek de iyi yapılmışım :) hayatımdan altı ayım çalınmayacak, dolayısı ile gayet mutluyum :) ancak şöyle bir sıkıntı var, ben tezi mayısta sunarım diye düşünüyorken şimdi ikinci dönem kadroya geçme durumum mevcut. acaba hiç kasmasam da mayısta mı versem, yoksa şubatı tüm gücümle zorlasam mı? esasında araştırma bitti gibi, hemen hemen tüm alakalı adamlarla konuştum, analizleri bitirdim ve neredeyse tezin yazılması da bitti. hatta bugün ilk makalenin kabulü de geldiği için yayın şartını da sanırım -beni kapsamamasına rağmen- sağlıyorum.

ama tüm süreç neredeyse, hemen hemen, bitti gibi kelimeleri ile tanımlandığından emin olamıyorum. açıkçası bu tezden epeyce sıkıldım ve artık farklı çalışma konuları beni çağırıyor gibi hissediyorum. gerçi tezden iki tane daha makale yazmam gerekli ama onları bir ay içinde yazabilirim. yeter ki dikkat dağıtıcı unsurları elemine edebileyim. f. hoca'nın da elinde epey birikmiş araştırma sonucu var sanırım onların da makaleleştirilmesinde benden yardım isteyecek. tüm bunların yapılabilmesi için bu doktoranın bitmesi şart görünüyor. o halde beni daha fazla zorlamasınlar artık :) hem şartları sağladım, hem araştırma tamamlandı, hem de ikinci dönem kadroyu kaçırmayayım hazır böyle şans varken...

bakalım h. hoca sıkıntı çıkartmazsa sanırım sorun kalmıyor... yeni bir sayfa açma noktasında olabiliriz sayın genşler.

7 Kasım 2014 Cuma

sona yaklaştığımız şu günlerde...

şu sıralar eğitim hayatımın son demlerini yaşıyor olabilme ihtimalime alışmaya çalışıyorum. wristcutter'da mucizenin gerçekleşebilmesi için umursamayı bırakması gerektiği gibi elemanın, tezin bitebilmesi için de o kafaya gelmek gerekiyormuş sanırım. ya da kim bilir öyle değildir de, sadece bende öyle olmuştur.

doktoraya permanent head damage (phd) denmesinin ise nedenlerini anlıyorum. yorgunluktan hasta olup okula gidememe, göz seğirmesi, geçmeyen baş ağrısı, kahvenin bile mideyi bitirmesi ve nicesi... evden 7de çıkıp 10da dönüp, 11de uyumak falan, zamanın çoğunun okul kütüphanede harcanması gibi keyifli anılarım bulunmakta artık. gerçi işin sonu daha heyecanlı, askerlik.

diğer taraftan ise bitiyor sanırım gerçekten. makaleler hakemlerde, uzman görüşü de toplandı. uygulamanın son cilasının atılması gerekli. hadi bakalım...

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Kahve aşkı :)

Aslında çocukluktan itibaren gelen bir aşk değil bu. Yani o sıralar sevgili annem ve babam, çocuğunuz olmaz diyerekten kendi içtikleri kahveden bizlere vermezlerdi. Bu bulguya hangi araştırmadan ulaşmışlar hiçbir bilgim yok; ancak bildiğim, çocukken kahve ile olan ilişkim uzaktan gelen kokusuydu sadece. Sonra ne oldu bilemiyorum, sanırım lisansta uyumamam gereken bir gün kendisine gerçekten ihtiyaç duydum... Ondan önce tabii ki içiyordum ama bu seviye bir ilişkimiz yoktu. Hatta şekersiz kahve ile imtihanım falan olmuştu, hey gidi günler. O geceden sonra hiçbir şey aynı olamazdı ve olmadı da...

Büyük bir aşk gibi nitelendirilebilecek bir ilişki başladı aramızda. Ne zaman ihtiyaç duysam tüm kafeini ile yanımda bitti sevdiceğim :)

Son zamanlarda ise bayağı kendisi ile bağımlılık düzeyinde bir ilişkim olduğunu farkettim. Uyandığımda, yatarken, canım sıkıldığında, mutlu olduğumda içiyorum. Günde iki demlik bitirdiğim oluyor, sanırım biraz abarttık huh?

Bilemedim, ancak tek bildiğim yemekten sonra veya ofise girdiğimde ilk iş olarak bir demlik kahve demlediğim. Kimse içmediğinde de tek başıma bitirdiğim :) Bence şu an gayet seviyeli bir birlikteliğimiz var. Nice mutlu senelere...


23 Ağustos 2014 Cumartesi

Neler oldu ve yeni maceralar

Yine epey ara verdim, ama bir süredir bir şeyler yazmak içimden geliyordu. Sözlüklerde bile en son tanım yazışımın üzerinden 8 ay geçmiş olması, ne denli yoğun yazı yazdığımı gösteriyor sanırım :)

Neler olmuş olabilir hayatımda? Tabii ki, akademik kısım yoğun olarak geçiyor. Şu sıralar makale yazmayı bırakmış gibiyim, sürekli red almaktan sıkıldım tabii. Gerçi sürekli red alıyor değilim, revizyon falan geldiği de oluyor. Ancak uzun süre alan işlermiş bunlar, zamanla öğreneceğiz bu olayın ince taraflarını da sanırım. İngilizce bir sıkıntı; ancak paper akışı ile ilgili problematik bulunmamakta gibi. Bu iyi bir şey, uzun vadede işime yarayacağını sanıyorum. Justification ise bambaşka bir konu, bu hakemden hakeme değişir sanırım. İstediğiniz paperi alın, orada sıkıntılı bir alan bulmak isteyen bulur :)

Tez konusunda ise artık çalışmanın akışı ortaya çıktı. Danışmanım da bu durumu kabul ediyor. Hatta son izleme çok olumlu geçti, sanırım o dergilere yollanmış makale sayısındandı; ancak olsun bitişe bir adım daha yaklaşmış gibiyim (sanırım). Artık tezi yazmaya başladığımı söyleyebilirim, birkaç gündür metodoloji bölümünü yazıyorum. Biraz zaman alabilir; ancak artık yazmanın vaktidir. Uygulamada bazı sonuçlara ulaştık; ancak danışmanımın haberinin olmadığı mevcut analize ek bir şeyler de yapmam lazım.

Geçen gün canım o kadar sıkıldı ki, uzun zamandır ertelediğim P90X'e başladım. Kendisi hakkında diyebileceğim, insan olan insan olana böyle şeyler yapmaz. Daha iki gün tamamlamış olsam da, gerçekten acı çekiyorum :) Neyse ilk hafta sonunda acı kalmıyor diyorlar, göreceğiz... Korkuya gerek yok, öncesi sonrası gibi fotoğraf paylaşma amacım yok :))

Başka başka şeyler vardır sanırım ama aklıma şu anda gelemedi :) Neyse bu kadar ara vermeyelim bir daha, görüşürüz sağlıcakla :)

11 Nisan 2014 Cuma

makedonya (ohrid - üsküp)

canımın az biraz sıkkın olduğu son yazılardan anlaşılıyordur sanırım. gerçi yazmamamdan da anlaşılıyor olabilir bilemedim. filhakika, bu durum için gerekli sebeplerim mevcut;ancak oralara hiç girecek değilim... binaenaleyh, bunları yazarak can sıkmak da istemem.

velhasıl, bu bunalım içerisinde, ucuz bilet varmıymış diye bakınırken, üsküp'e çok da pahalı olmayan bi bilet görünce, hemen arkadaşıma haber vererek gelip gelmeyeceğini sordum. daha doğrusu, bileti alırken gidiyom ben diye haber verdim. özet olarak da o da geleceğini söyleyince planımızı birlikte yaptık tabii.

uzun uzadıya orası şöyleymiş, burası böyleymiş diye anlatma niyetim yok. üsküp'e inip, havaalanında shuttle ile transport centere gidip, oradan da ohrid'e gidebilmek zor değil ve keyifli. yol üzerindeki fast foodda börek satılmasını görmek paha biçilemez. laf açılmışken ülkede ne burger king var ne de mcdonals. bi dominos gördük üsküp'te o kadar, umarım girmezler piyasaya gereksizler.

kısa kısa:

ohrid'de ölünemeyeceğini, o sakin yaşamda 600 yıl falan yaşanacağını düşünüyorum.
üsküp türk çarşısı'na ilk girdiğimde şok oldum. baya kendimi memleketimde hissettim.
makedonya ucuz bi ülke, doya doya yemek yemek, doya doya eğlenmek çok ucuz. taksiler de ucuz.
havaalanına inip taksiye atlarsanız 20 euro verirsiniz skopje için, halbuki shuttle 150 dinar, 2,5 euro falan yapıyor sadece.
havaalanında parabozdurmayın. 10 euro falan bozdurun ya da... fena öpüyorlar. gerçi halkbankta kurlar fena değil gibiydi ama o da haftasonu kapalıydı.
ohrid'e giderseniz tekneyle şehri görün, 5 euro. kişi başı değil, toplam fiyat.
ohrid'in köpeklerini sevin ve besleyin, çünkü çok tatlılar.

neyse şimdilik bu kadar. foto koymazsa ölecek hastalığının tezahürü de aşağıda.



bi de şarkı mı paylaşmalı?

2 Mart 2014 Pazar

Uzun uzun yazmaya gerek yok sanırım

geçen sene ile ilgili detaylı bir yazı yazıyordum, yıllık değerlendirme için... sonra o yazı yarım kaldı ve ben o yarım yazı beklerken, iş değiştirmek için görüşmeler yaptım. bir şekilde iş değiştirme olayım gerçekleşmedi. amerika'ya gittim geldim, 2 binden fazla mil yaptım, 9 şehir gördüm ve o yazı hala bekkliyor... şimdi makedonya'ya gidiyor olabilirim, bir de londra'yı mı görsem düşüncesindeyim.

ve o yazı halen yayınlanmadı. yayınlanır mı hiç bilemem...

kocaman sevgiler