21 Kasım 2013 Perşembe

Başka türlü bir şey benim istediğim...

Az önce uzun uzun yazdığım bir paragrafı sildim. Yok sorun sarmallarıymış, yok bilmem ne kadar dertliymişim falan. Neyse efenim, bu saçmalamaları yazmayacağım, zira kimsenin umrunda olacağını sanmıyorum, işin tuhafı ne kadar söylenirsem söyleneyim bir taraftan da herhangi pozisyon almayacağım kabulü oluşmuş durumda bilinçaltımda.

Baska Türlü Bir Sey by Yeni Türkü on Grooveshark

Her neyse, bu saçma sapan girişten sonra, 8 ay sonra merhaba diyeyim herkese. Gerçi herkes dediğim kim bilemiyorum, buraları kimselerin okuduğunu ciddi manada düşünmüyorum. Evet eskiden de dedim bunlar hep, zaten makale yazarken de yazdıklarımı tekrara düşüyorum, ben bu yazma işini beceremiyorum sanırım. Bazen yazılanları okuyorum, arkadaş diyorum, ne güzel yazmış yahu! Yani, bir yazı bu kadar güzel yazılır, bu kadar güzel akar ve nihayete erer. Sonra kendim yazmaya koyuluyorum ve o kadar olmuyor ki :) Yani ben öyle duygusal hezeyanlar serpiştirip, araya birilerinden alıntılar ekleyip bi taraftan da kendi düşüncelerimi birleştirecek formasyona sahip değilim. Olmalı mıyım, bilmiyorum...

Bu kadar yalnızım kimse okumuyor beni ağlamasından sonra, takip ediyor göründüğüm blogları da iptal ettiğimi söylemeliyim. Nedeni trip değil, valla bak. Zaten okumuyordum, önceden bir şekilde ilgi çekici gelmiş olabilirler, ancak artık okumadığım blogların da sayı olarak görülmesi çok mantıklı gelmediğinden iptal ettim takiplerimi. Artık toplamda sekiz adet blog takip ediyor gibi gibiyim ama onlardan da normal şartlar altında üç veya dördünü okuyorum. Zaten o sekizin içinde de yazmayı bırakmış dostlar var, kızamıyorum; zira benim de ne kadar yazdığım belli değil.

Hala başlığa gelemedim, arkadaş ne dertmiş şu akışı belirlemek. Aslında paper yazarkenki gibi akışı bi kağıda elle yazıp, o akışın dışına taşmadan mı yazmalı blog yazılarını? Gerçi sekiz ayda bi yazı yazıyorsam ve onda da zaten bir yere varmak amacında değilsem, bu planlama olayı tamamen mekanikleştirir mi? Yani spontane bir yazı şu an yazdığım, başlangıçta dertleşme, bir doktora öğrencisinin hayatını sorgulamasını yazacaktım ama şimdi yazdıklarım aslında şu kadar kişi beni okuyor, bende zaten sizi okumuyyorum yeaaa'ya döndü. Amaaaan, hayatımdaki bi nane de böyle dağınık kalsın, ne olacak. Gerçi benim masam da çok dağınık :) Ablalar masayı silmek istediklerinde veya masayı toplamak istediklerinde gözlerimi kocaman açıp, hayııııır Necla Abla, onlar sıralı, hep buluyorum ben ne ararsam diye ağlamalarım, esasında o kağıt öbeğinin içerisinde ne olduğunu dahi bilmemelerim hep bende gizli...

Вальс by Evgeny Grinko on Grooveshark

Neyse ne diyordum, heh başka türlü bir şey benim istediğim arkadaş! Ne istiyorum derseniz, doktora bitsin istiyorum, verilmesi gereken ders sayısı düşsün istiyorum, süper zeka olup ne okursam anlamak, uğraşmadan her modeli kurmak simülasyonları yapmak istiyorum. Non-linear denildiğinde tırsmamak, solver içerisindeki modelleri şıp diye yapmak istiyorum. Maaşıma yüzde yüz zam istiyorum. Dünyayı dolaşmak istiyorum, yolladığım tüm makaleler kabul edilsin istiyorum. Hocaların saçma sapan yoğunluluklarında edilgen bir obje olmamak istiyorum. Yer yer sallanmak istiyorum. Yer yer de unutulup aradan sıvışmak istiyorum. Özgürlük istiyorum, herkesin birbirine saygı göstermesini, ırkların ortadan kalkmasını istiyorum. Maaşa zam ve dünyayı dolaşmayı bi daha istiyorum. Sıkılmamak istiyorum, İstanbul trafiğinde ömrümün geçmemesini, hafta sonu gelsin diye dua etmemek istiyorum. 

İstiyorum da istiyorum anlayacağınız... Oluyor mu? Pek tabii hayır. Gerçi bir kısmı oluyor yalan konuşamam; ancak her şey de olmuyor haliyle...

Bu arada ayak baş parmağım ağrıyor yav, durup dururken konu değiştirdim farkındayım ama acıyı hissedince yazayım dedim. Zira konuyu ordan oraya hoplattık zaten, nihayeti de böyle getirelim de iyice boku çıksın istedim. Haydin kalın sağlıcakla der, gözlerinizden öperim. Bayadır yazasım vardı, sonunda tembelliği kırıp çizittirdim iyi oldu. Gerçi tembellikten vazgeçip de yazmadım buraya, sadece yapacak başka bir şey bulamadığımdan yazdım. Bir de yorgunluk gerçekten mutsuzluğu çok fena tetikliyor, mesela yarın uyandığımda ve yazdıklarımı okuduğumda oha be neler yazmışın arkadaş, bunlar hangi tip bir kafanın esiri diyebilirim. Her neyse, daha da saçmalamadan burada bitireyim.

Tam unutuyordum da hatırladım, başlığa ilham veren baskaturlubirsey.com'a da sevgiler tabii ki.