6 Ocak 2013 Pazar

2012

Bu yazıyı muhtemelen 10 gün önce yazacaktım. Sene bitiyor, neler olmuştu bir hatırlayayım diye yazayım istedim. Ancak nedense bir türlü vakit bulup da yazma şansım olmadı. Hayatımdaki saçma sapan düzensizlik bloga da yansıyor sanırım. Neyse geç de olsa yazma şansım olduğu için mutluyum. Blog gelecekteki kendime mektuplar olduğu için, bu yazının da mesaj verdiği kişi benim. Bir nevi günlüğü internet üzerinden tutmak benimkisi. Çoğu zaman üzeri kapalı yazıyorum ki sadece ben anlayabileyim, ancak geçen gün farkettim ki eski yazılarımı okurken, esasında ben de pek anlayamıyorum bu kadar kapalı yazınca. Bi kere sadece kendime not, sen bunu okuyunca anlarsın yazmışım. Arkadaş ne bileyim, ne anlayayım. Sen anlarsın ne yahu? Valla anlayamadım. Geçmişe dönüp kendi kafama hafif şaplak atasım geldi...

İlk olarak kıyamet kopmadı :) Mayalar hafiften yanıldı.




2012 çok enteresan bir yıl olmadı. Yani belki olduğu anlar olmuştur ancak 2012 sonunda geriye baktığımda müthiş gelişmeler olduğunu söyleyemeyeceğim. Gerçi müthiş gelişmenin ne olduğunu ben de  bilmiyorum ya? Tanımla deseler, herhalde şu uzaydan atlayan adamın yaptığı falan derim. Böyle bir şeyi ömrüm boyunca yapabileceğimi sanmadığıma göre de müthiş gelişme denecek bir şey olması çok zor görünüyor. Belki SCI'da 10 makale başmak olabilir bir yılda, o da benim için en az uzaydan atlamak kadar çılgın olabilir. Evet, gerçekten çok çılgın olur.

Neyse 2012, 2011'in sonlarında başlamış doktora derslerinin devamıyla başladı ve bu yıl içerisinde tüm doktora dersleri bitti. Kavga dövüş olmadan, gayet sakin sakin halloldu o dönem. Sadece bir hoca benim için gelmiş geçmiş en büyük hayal kırıklığı oldu. Birlikte çalışsam iyi olabilir dediğim adam dünyanın en ufak hesabı içerisine girdi. Neyse dedik geçti.

Sonra bir anda yeterlilik meselesi ortaya çıktı. Doğru dürüst çalışmama imkan tanımadan yeterliliğe girdim ve geçtim. Ancak esas sıkıntı geçtikten sonra çıktı. Onlar da bir şekilde halloldu ve an itibari ile tez başlığı önerisini son bir kez gözden geçirmem gerekli. Bu süreçte tez danışmanımla iyice tanışma ve birbirimizi tanıma şansımız oldu. Hoca muhtemelen hayallerimin hocası, biraz dağınık olsa da, o kadar kusur kadı kızında da bulunur dememiz gerekecek. Zira ben de kusursuz değilim, benim de vardır falsolarım muhakkak.



Yayın anlamında beklediğim yayınları yapamadım. Bunda çeşitli etmenler söz konusu. Bunlardan ilki tembellik, ikincisi de yayını yapmak istememem. Yüksek lisans tez dönemindeki sıkıntı sonucu bir miktar rahatlamak istemiş olabilirim. Ancak yine de tek neden bu değil. Birlikte çalıştığım hocadan gerekli desteği görememem, yayınları yalnız başına yazmak zorunda olduğumu keşfedememem vs. vs. Ancak bunların yanında 2012 indekse girmiş 2 yayının olduğu bir yıl olarak, şu ana kadarki en verimli sene de olmuş oldu. Ayrıca bölüm olarak da akademik çalışmaya başlayarak, lisans öğrencilerini de işin içine katarak, 2013 veya 2014'te yayınlanacak olan makalelerin temelinin atıldığı bir dönem olarak ortaya çıktı. Yüksek lisans tez danışmanımla malesef hafifçe tartıştığımız, ardından ikimizin de rahatlayıp, birlikte yayınlar için çalışmaya başladığımız bir yıl da oldu. Şu anda türk dergilerden birinde hakem sürecinde olan bir yayınımız mevcut ve bu yayın haricinde bir adet yazılmakta, bir adet de yazılmayı bekleyen yayın mevcut. 2013 muhtemelen bu iki yayının hakemlere gönderileceği bir yıl olacak. Bölüm demişken de, yeni bölüm başkanımızdan son derece memnunuz ki, bu müthiş bir şey. Bakalım hem bölümden, hem doktora tez danışmanımdan çok memnunun, umarım nazar değmez.

Akademik anlamda fena bir yıl olmamış anlaşılan. Tez konumda çalışırken farkettiğim literatürdeki konu ve konudaki açıklık nedeni ile muhtemelen gelecek vadeden genç bir araştırmacı olarak görülüyorum. Ancak bu durum ne kadar sürer o da farklı bir konu.

Akademik anlamda fena bir yıl olmamış olsa da, sosyal anlamda ev-okul-diğer okul-ev süreci yaşanmış bir yıl oldu. Bu zincir yer yer abimin ofisi ile kırılmış olsa da, ora ile pek ilgilenebildiğim de söylenemez. Yine de elimden geleni yapmış olduğumu düşünüyorum. Bu sayede sosyal medyanın gücünü ölçme, internet pazarlamasından biraz bir şeyler öğrenme, insan davranışlarını algılama şansım oldu. Ek olarak da vespa blogları ile ilgili çalışmalarımız oldu. Enteresandı bunlar tabii ki.

2012'de Amerika'yı görme şansım oldu. New York'ta biraz takılıp gökdelen soğuğunu tattıktan sonra Florida'ya kadar araba kullanarak bir konferansa katıldık. O konferansta epey insanla tanıştık ve oradaki bildiri okulun dergisinde makale olarak yayınlandı. Ancak derginin herhangi indeksi olmadığı için o yayını salladığım söylenemez. Bunun haricinde New York-Florida 20 küsür saatlik süreç olduğundan dolayı epey eğlenceli bir macera oldu benim için. Hem de yol üzerindeki outletlerden alışveriş yapmak şahaneydi. Burada 200 liraya satılan gömlekleri 10 dolara hunharca aldım, öyle bir alışveriş yaptım ki, ekstra bir bavul almak zorunda kaldım :) Bu arada mağazalarda da epey yeni insan tanımış olduk :)


Amerika haricinde başka ülkelere gitme şansım olsa da üşenerek gitmedim. Bakalım bu sene nereleri görebilme şansım olacak?

Türkiye'de de konferansa katılma şansım oldu. Önce Antalya, ardından da Konya'ya gittik. Antalya hem tatil, hem akademik anlamda son derece doyurucuydu. Kafa dengi 3 arkadaşla gidince ve altımızda da araba olunca 3 farklı otelde kalıp, hemen hemen tüm Antalya'nın hem gecesini hem de gündüzünü görme şansımız oldu. Antalya'dan İstanbul'a gelip bir gece yatıp Konya'ya gitmek iste hem yorucu, hem de heyecan vericiydi (Otobüs hariç). Konya'nın ise mutfağı akılalmazdı. 

Konya'dan döndükten sonra artık iyice İstanbul günleri başladı ve bu doktora yeterlilik süreci bu aşamaya denk geliyordu. Sıkıntılı olsa da o da bir şekilde hallolmuş oldu.

Bu arada bir yüksek lisans tezi takip ettim, bir lisans tezini destekledim, iki de lisans öğrencisinin tezini yönetiyorum. Bu üç farklı tezin de farklı üniversiteden olması da enteresan tabii. Bunlar da bana akademik puan getirmeyen fakat bir anlamda tecrübe olan kısımlardı. Gerçi yüksek tezinden ulusal bir yayın çıkıyor, evet faydası da olmuş.

Halen akademide kalsam mı kalmasam mı sorularını soruyorum. Ancak şu yazıyı yazarken de artık geç kalmışım gibi bir his içimde beliriyor, artık işin bu kadar içine girmişken, gidip bir şirkette plaza insanı olmak kolay gelmiyor. Evet, muhtemelen 2 katından fazla para kazanacağım ama bilmiyorum işte gerçekten kolay gelmiyor. Hayalimdeki işi yapıp, halen mızıldanmak da hoş değil gibi.

2012 genel olarak sosyal anlamda en fazla evde olduğum sene gibiydi. Her ne kadar evde olmuş olsam da bir iki deneme olmuş olabilir, ancak sonuçları olumlu olmadı. Gerçi evde olduğum zamanlarda da bol kaldığımı söyleyebilmek mümkün değil.

2012 benim içi fena bir yıl olmadı. Umarım 2013 bittiğinde de böyle şeyler söyleyebilirim :) Lafı uzattım sanırım, gerçi kendime mektuplar olduğundan bunlar çok sıkıntı değildir diye umuyorum. İlerde okurken kendime küfretmem sanırım.

3 yorum: