27 Nisan 2012 Cuma

sırt ve şeker

çok alakasız iki konu var dilimin ucunda. son bikaç gündür saçma sapan oturma pozisyonum ve her yere bilgisayar taşıma zorunluluğum nedeni ile sırtım müthiş ağrımakta şu anda. sırt üstü yatıyorum ve bu ağrının gitmesini bekliyorum. diğeri de artık şeker veya içinde şeker bulunduran herhangi bir şey yememe kararı aldım. sadece meyve ve gözümün önünde sıkılıyorsa meyve suyu içiyorum şekerli olarak. bakalım şu an 5. günü oldu şeker yememe durumumun. bence fast food rejimim gibi uzun soluklu olacak bu durum :)

25 Nisan 2012 Çarşamba

takintili miyim?

Efenim, ben bir hatun kisi amanin da cok rejimdeyim deyip deyip sonra surekli o rejimi bozuyorsa kiziyorum. Hani sanane di mi? Biliyorum banane oldugunu ama diyosun ki rejimdeyim cok kararliyim falan, ardindan gelsin durumler? Hayir kendimi sorumlu hissediyorum bi de, yok yeme onu diye atlarken buluyorum kendimi. Bazen de bisi demeden icimden cik ciklarken buluyorum. Halbuse kendi hayati di mi? Yok ama bendeki kafa bi acayip? Bi care bulmeli buna...

23 Nisan 2012 Pazartesi

yine mi orlar burlar?

2 hafta sonra antalya yolları bizimdir, sonra istanbul'a iki günlük dönüp bu sefer de konya'ya uğrayacağım. bakalım da bakalım nasılmış oralar, bir de üşenmessek londra'ya gidiyoruz galiba. üşenmeyelim lan, ucuz bilet kaçacak biraz daha almazsak bileti.

22 Nisan 2012 Pazar

ne acayip şu facebook yer bildirimleri

şu an hemen hemen herkesin nerlerde olduğunu görebiliyorum. sauron muyum lan ben? banane olm nerdesiniz, gezmeyin bi de...

21 Nisan 2012 Cumartesi

Gevende - Şeker

"şimdi bak bi' tane kukla gibi bööle bi' böcek var, yani altı bacaklı bööle. sonra bak onlar bizim evde var, bi' gün onları temizlemekten canım çıktı, aay bi gözel temizlicem, sonra temizliyorum gene geliyolar biz uyurken sonra gene geliolar gene ağ kuruyolar, gene temizlemem gerekiyo. ama ben bazen temizlemiyorum çünkü görmüyorum. öhö öhö. altı bacaklı böcek, ya üç orda üç burda, hırsız gibi. yani öyle bi' şey ki duvara tırmanıyolar böyle her yere ağ yapıyo ama ben onu görmüyorum çünkü minik ağ yapıyolar. evet, sonra sonra geliyolar geliyolar geliyolar geliyolar geliyolar, sonra çiçeğim var sonra çiçeğimin kafasına gitmiş olabilirler, onun bi' yerini kanatmış olabilirler, ama kanarsa ben görürüm, çünkü her şeyi görer benim gözüm, her şeyi görer kocaman gözlerim var. ama şaka yapıyorum ben, komik şeyler söylüyormuşum, ben çok komiğimdir. şimdi hiç unutmam... ihihihihi."

18 Nisan 2012 Çarşamba

bir

iki deli oturuyorlarmış. biri diğerine sormuş, "ne yapıyorsun?". diğer deli cevap vermiş, "dalgaları sayıyorum". bunun üzerine deli demiş ki, "peki kaça kadar saydın?". deli cevap vermiş, "geçen geçti... şu yeni gelen var ya, o bir."

hayat felsefem diyemem ama olaylara bakışım da budur. yapacak bir şey yok tabii, düz diyenler oluyor sıklıkla. bence bu durum düzlükten farklı.


14 Nisan 2012 Cumartesi

Yolda olmak

gece gece canım bir şeyler çalışmak istedi. henüz oturup bakmaya başlayamadan, eski fotoğraflara dalmışım. bazen insan ah be eski günler der ya, ben sadece şimdi yolda olmak vardı, bilmediğin yerlere rastgele gitmek vardı diyebildim. çok acayip bir keyif, içimin yer yer sıkıldığı şu günlerde yolda olmak vardı anasını satayım...


ahh yollar ahh. sonunu bilmeden yollarda olmak istiyorum. bir köy kahvesinde çay içmek, sahil kasabasında balık yemek istiyorum... sıkıldım sanırım kıçımın üzerinde oturmaktan.

3 Nisan 2012 Salı

(100 + 20) / 3 = 40 eder..

evet hastalığı atlattım ama hemmen yeni bir teşekkür ile karşınıza çıkayım dedim. 120 takipçim olmuş, hepisini çok seviyor ve elimden gelse ellerimle besleyeceğimi ifade etmek istiyorum (tabii ki böyle şey mümkün değil, 120 kişilik kahvaltı ne yahu?). beni (en azından bloga yazma isteğimi) sizler var ettiniz efenim. katlanarak artın :)

 bu arada 40'a sizler için ulaştım, öyle de seviyorum sizleri. kahve isteyen?