19 Ocak 2012 Perşembe

good times for a change

amerikan konsolosluğu gerçekten mimari zevkten yoksun ancak bayağı korunaklı bir bina imiş. sağolsunlar bi on yıl kendilerini görmeyi planlamıyorum. tabii ki, bu durum onların vermiş olduğu 10 yıllık vize ile ilintili. konsoloslukta vize için görüşmeyi bekleme gerçekten çook enteresanmış. belki askerlik şubesinde tescil beklemek kadar enteresan değil ama yine de her cins insanı görme şansınız mevcut. dayısının tamirhanesinde staj yapan mı dersiniz, ceolar ile görüşmek için ingilizce kursa gitmek isteyenler mi dersiniz veya çoluklu çocuklu arap turistler mi dersiniz. zaten siz sıranızı beklerken kimin onay alıp almayacağını tahmin ediyorsunuz. işin garibi bana hiçbir şey sormadılar.

-neden gideceksiniz?
-bu yüzden.
-ok.
-e şuna baksaydınız
-yok gerek yok, vizeniz onaylandı.
-püff, tamam.

direk bu olmasa da 2 dakikalık muhabbetin son 30 saniyesi bu şekilde gerçekleşti. ben vizeye gideceğimizi bile zar zor hatırladığımdan ve yanımızda evrak götüreceğimizden habersiz olduğumdan son gün söylenen evrakları toplamış bulundum. millet genişliğine falan deyip güldü biraz ama ben haklıymışım. yani adamlar niye reddetsin ki arkadaş? çok enteresan tabi.

neyse bu da böyle bi anımdır işte.şubatta amerika yollarındayız, gelmek isteyen var mı?

bu arada acayip bir gelişme mi oluyor? şarkı da o durum için gelsin. normalde the smiths, there is a light that never goes out eklerdim ama nedense içimde bir demet yasemen paylaşmak geldi :) neyse öyle işte.


1 yorum: