31 Aralık 2011 Cumartesi

Who the f*ck is this chris?

*Bir sene daha sona erdi, erdi ama bana mi erdi allansen. Biri ortay cikip gunesin bilmemnesine gore bir takvim sistemine gore yil kavramini ortaya atmis, biz de vuhuuu 2000 bilmem ne oldu diye cilginlarca kutluyoruz. Tamam eglenmek icin vesile ariyoruz bariz ama ne bileyim yine de enteresan geliyor insana. Gelecek seneden beklentim yok mu? Bittabi var ama burwda dunya barisidir sudur budur diye saymami bekliyorsaniz yaniliyorsunuz dostum, yoo dostum yoo, bunlar zaten genel istekler. Tabii ki gelecek yilda olumlerin olmasini istemiyorum ama bu zaten her insanin isategi degil midir? Ya da oyle olmali en azindan bilemedim. Onumuzdeki sene bol ulke gormek, bol bol yayin yapmak, notlarimin iyi olmai ve yeterlilikte sikinti yasamamak istiyorum. Belki kendi dersimi acmak da isteyebilirim o konuda emin degilim henuz, yok yok istemeyecegi galiba... Ask mi? Onu isteyemezsin ki, o seni isterse bulur zaten. Bi de vakit meselesi var haci, yeterince vakit ayirabilecek misin? Burda da on yuz bin milyon takipcim olsun mesela? Hahah evet biliyorum hayallerdeyim :))olsun farketmez! Bunlarin hicbiri olmasa ne olacak degil mi? Haklisniz hakkaten farketmez.

28 Aralık 2011 Çarşamba

çok çok çok yorgunum

evet zilyonuncu defa yorgunluğumu anlatan bir blog yazısı ile karşınızdayım. ancak gerçekten çok kötü hissediyorum şu an. soğuktan sanırım dudaklarım çatladı, gülerken konuşurken, uykudan uyandığımda hep dudaklarım acıyor. hemen kanayabiliyor bir taraftan da.

gerçekten anlaşılması zor yazdığımı farkettim şu an. yukarıdaki zor okunur, zor anlaşılır cümle için özür.

efenim, sabahtan kendi okulumda doktora dersinden sonra asistan olduğum okula geçmem gerekiyor. günde 100 km civarında yol yapıyor olmam ve haftanın 3 gününün böyle geçiyor olması, hayatımdaki en yoğun günleri yaşamama vesile oldu. işin kötüsü vücudum artık kaldırmamaya başladı ve gerçekten düşmeye başladı formdan. göbek yapmanın ilk adımlarını atıyor olmam da işin kötüsü. tabii ki buna bir dur demem lazım farkındayım ama çok da kolay değil, bilinen bir gerçek bu.

ayrıca uzun zamandır ilk defa bu kadar çulsuzum. annemden harçlık bile aldım, bir de kredi kartına abanmış olabilirim. amerika bileti, ipad ve amerika vize ücretinin aynı aya denk gelmesi ve genel giderlerin de durmuyor olması tüm hesabı sıfırlamama neden oldu. gerçi sıfır demeyelim 11 tl lik bir bakiye söz konusu şu anda. bissürü de borç morç çıkacak gibi umarım belimi doğrultabilirim. evet sıçtık gibi şu sıra.

23 Aralık 2011 Cuma

şarkı

Zamanın ötesinden.Sadece dinlemek istiyor insan bazen büyük cümleler kurmaya çabalamak yerine. Zaten neden afili cümleler kurmaya çabalarız ki? Zaten yeterince söylenmiş, şimdi de sanki çok manası varmış gibi alıntı yapıyoruz bir de. Sıkıcıyız vesselam. İşin kötüsü sıkıcı olduğumuzun farkında da değiliz hala sikko cümleler peşindeyiz. 


20 Aralık 2011 Salı

hayat yine garip vapurlar yine garip

yemin ediyorum çok acayip bi hayatım oldu çıktı. bugün derse gitmedim onun yerine esenlerdeydim, nasıl her gün esenler'de olma çalışma fikrini düşünmüşüm bile anlamıyorum? sadece gidişim bi buçuk saat sürdü. birinci köprüden gidemeyip ikinci köprüye döndüm falan. cidden çok acayipti. sonra yeni insanlarla tanıştım, iyiydi yani bence. olayları açık açık yazma niyetim yok, zaten başkası okuyunca da sıkılır, benim hayatımın sıkıcılığı sonuçta. kendime not diye yazıyorum =)))

sonra eve geldim, biraz oturdum sonra alper hoca'ya gittim. geleli çok olmadı baya çalıştık. çalıştık ama yarın sınav var ona hiç bakamadım. neyime güveniyorsam? nasıl olsa anlamayacağım kabulü ile ders çalışmamak nedir len =) hayır böyle de bi insan değildim ki ben.

15 Aralık 2011 Perşembe

alacağın olsun thy

arkadaş tamam ben bi hata yaptım bilet ücretini hatalı yatırdım, sen niye benim yaptığım havaleleri birleştirmiyorsun? ya da hiç olmadı ücreti geri havale et... neden beni bilmem nereye parayı geri almaya çağırıyosun, zaten vaktim olsa gelir ordan bi yerden alırım di mi? bakalım yarın arayın dediler. yemin ediyorum şaka gibisiniz...

12 Aralık 2011 Pazartesi

Celal Tan ve Ailesi

normalde filmleri izlemeden önce kritiklerini veya konularını okumam ki, şaşırayım; ne bileyim beklentim oluşmasın vs. vs. ama leyla ile mecnun'dan aşırı yüksek beklentim olan onur ünlü'nün filmini izlemeden önce ekşi'yi açıp ne demişler diye okudum. okumaz olaydım, filmi izleme isteği kalmadı. dedim bu kadar mı kötüymüş ...

sonra akşam seansı sadece moda'da ve kartal'da olduğundan (kontrol etmedim, bana öyle dediler) akşam vakti moda'daki sinemaya gittik. işin kötüsü hayatımda gittiğim en pis salondu. ama buna rağmen beklentilerim o kadar düşmüş olacak ki, pek eğlendim, pek sevdim =) spoiler tabii ki vermeyeceğim, ama arkamızdaki tipler bu ne len, nası kötü bi filmmiş derlerken biz ara ara (her zaman değil) hayvanlar gibi güldük. ve evet malesef küfüre gülen bi yapım varmış, bunu da farkettim. napalım, yapacak bir şey yok.



100'e 2 kala

vuhuuu, okur sayım artmış =) sayılara endeksli hayatımda bu ayrıntıyı da göz ardı edemiyorum. heyecanlanıyorum valla sayı artınca, 100. üyeye benden bi sakız :P hahha =) kahve de ısmarlayabilirim ama neblim internetten biri ile görüşme fikri insanlara cazip gelmeyecek muhtemelen, varsa kahve isteyen diğer okurlara da ısmarlarım, yeni insanlarla tanışmış olurum hem =) zor bunlar ama kim bilir bigün o da olur =)




5 Aralık 2011 Pazartesi

yorgunum hancı

eve gelirken bir sağa bir sola sallanıyodum, sonra eve geldim yemek memek derken zaten saat olmuştu biraz. oturdum yine dünya kadar yapmak gereken hede vardı, biraz başladım, hala da devam ediyorum ama arada internete girdim, geyik yaptım, şimdi de bunu yazıyorum, işin kötüsü okuyan da olabilir, gerçi çok da emin değilim belki de olmaz, hem olsa nooolur, olmada nolur, aslında okumasa daha iyi zaman kaybı bildiğin bu. peki ben niye yazıyorum, sıkıntılı mıyım acaba? bilemedim o kadarını. bu arada gel lanet mail gel, kara tren misali dellendirme adamı, belki hiç gelmez deme yeminle ayakkabımı fırlatırım kafana öyle de asabi bi insan olma potansiyelim var. gelir mi acaba, belki gelir kim bilir, belki de gelmez.gelmese nolur, iyi olmaz tabi, gelsin o zaman. gelir gelir, ya gelmezse? niye özenmedin hiç ya, ne diyeyim, sıkıntılı.

3 Aralık 2011 Cumartesi

3 idiots

arkadaş bi film bu kadar mı güzel olur, bu kadar mı şahane olur. normal şartlarda bir filmi ikinc defa izleyemem ama bu filmi üç dört beş on yüz defa izleyesim geliyor. amir khan'a da her seferinde hayran oluyorum.taare zameen par (like stars on earth) filminin de hastasıyım zaten ama o başka blog yazısının konusu.

evet film uzun, neredeyse 3 saat ve evet gereksiz duygusal falan ama ondan güzel be hacım. nası bi dostuk işlemesi, nasıl bir aşk ifadesi. pek bi seviyorum ya, nası anlatsam bilemedim =) belki de içinde kendimi buluyorum ne bileyim, valla çok seviyorum öyle böyle değil.



üşenmeyip resmini bulup eklemem de bunu anlatıyor sanırım. hatta arka plan yapıcam az sonra bunu =) güzel film güzeel. 

nereler nereler?

hindistan, singapur derken bu sene gitme olasılığı beklenen yerler dışında 4 olasılığa döndü. florida (abd), cape town (güney afrika), barselona (ispanya) ve vilnius (litvanya). Hindistan ve hatta Nepal'i görmek istesem de bi anda olay farklılaştı. Florida'ya özeti gönderdim 20 gün sonra sonuç belli olacak, geri kalan üçlüden bölüm başkanım barselona'ya gitmemi istedi, ancak litvanya da gayet güzel bi alternatif. cape town ise yalan gibi şimdiden.

bakalım nerelerde olacağız? türkiye'de ise konya'ya gideceğiz, bakalım neler olacak?