26 Şubat 2011 Cumartesi

zaz - les passants


Zaz à Montmarte : Les passants

aikido

son birkaç haftadır spor yapmaya başladım. biraz vücudumuzu şekillendirelim istedim, bu nedenle de tartılmam nedeni ile yağ ve kas seviyem olması gerekenden az çıktığını üzülerek belirtmeliyim. hastalıklara açıkmış bünyem, gerçi çok da emin olamadım; ancak hocanın ne bulursan ye demesi üzerine, yemek yerken en azından daha rahat davranıyorum. bir de süt falan içmeye başladım, faydalı tabi...

ancak bugünkü konumuz aikido. şimdi arkadaşlar, birisi size uzun süredir aikido yaptığını falan söylerse, kendisi ile tersleşmeyin, çok ciddiyim. hani etkiye tepkidir aikido falan diyorlar ya,o tepki kol bacak kırıyormuş, siz tepki ifadesindeki barış kelebeklerine aldanmayın. ayrıca aikido bildiğin animeler tipinde bişiymiş, çok sevdim. bi anda rakibin arkasına geç, ayaklar aynı hizada, seni tutan elden dut hop yerde, gerçek hayatta ise kol 3 yerden kırılmış! aman diyeyim, çok fena.

neyse ben uyarımı yaptım, artık gerisi size kalmış. görüşürük.

15 Şubat 2011 Salı

hedonizm, hedonistler

şimdi geçmişe bakıp, agalar demiş ki, haz önemli, hazzına bakacaksın coni, böyle eğlence gördün müydü hemen yumulacaksın falan filan. pek tabii günümüz yaklaşımı ile bakınca kimisi hak veriyor, kimisi kızıyor falan. ancak herkes olaylar sadece geçmişte yaşanıyor gibi düşünüyor.

günümüzdeymişcesine düşünelim, bu adamlar şimdi yaşasalar muhtemelen yemek buldun ye, dayak buldun kaç arkadaş diyeceklerdi. kolbastı akımı ile kolbastıya saracak, apaçi dansı ile apaçi dansı ile coşacaklardı. nerede kızlı ortam varsa gidecek, keyif kaçıracak, sünger gibi yapışacaklardı. sırf haz almak için yalandan öyküler anlatıp milleti sıkacaklardı. muhtemelen yancı olacaklar veya istiklal'de sinyal çekeceklerdi.

böyle yazınca kızan olabilir bana, yapacak bişi yok amcaların kafa bu, mentalite, kumaş bu; ben ne yapayım? böyleyse böyle bi yerde.

13 Şubat 2011 Pazar

neler oldu neler, cidden ne oldu?

çok yoğun geçen bir ayın ardından, odamda, bilgisayarımın başında ve tezimin üzerindeyim. bir aydır kendisi ile en ufak elektriklenmemizin olmayışı nedeni ile bana kırgın olaiblir, ancak nedenlerim vardı. bunları kabullenmeli ve beni böyle kabul etmeli; yoksa bu ilişki yürümez ona göre.

efenim muhteşem kayıt haftasını, nirvanaya ulaşarak, hayatımda bir kere daha yaşayıp yaşamayacağımı bilmediğim bir olayla tamamladım. hayır anlatmayacağım, zira dediğim gibi burada gerçekte kim olduğumu bilen çokca insan olduğundan çekiniyorum ayrıntıları dillendirmeye. ben olurda ileride okursam, ne olmuştu hatırlayayım diye (unutamam sanırım) yazıyorum.

neyse, tez diyordum, tez de gitmiyor. ancak, taradığım hayvani literatürü, edindiğim genişçe verileri birleştirmeye, olsa da yaptım, olmasa da ruh halim ile matematik modelim ile karşılıklı bakışıyorum şu an. cidden bakışıyorum, eski modeli kağıda yazdım bile, şimdi ona yeni parametreer, yeni amaç fonksiyonları atayacağım. bu arada programın da demo versiyonunu kullandığımdan modeli de ufak tutmak zorundayım fazla 640$ı olan var mı? şu programın lisansını alaydım? :) biliyorum kimsede yok, zaten borsada çok fena batmış durumda olduğumdan, benim de bu lisansa verebilecek param yok şu sıra. her neyse, dedim ya olursa da yapıyorum artık, olmuyorsa da :) bir noktadan sonra çok zorlamamak lazım :)

okul bildiğiniz gibi, tez bildiğiniz gibi, hayat bildiğiniz gibi, cafeler - caddeler bildiğiniz gibi. siz olsanız da olmasanız da parıl parıl, içindeyken de, dışındayken de. size ihtiyaçları yok zaten, herkesin içinde birilerini özlemek, anı yaşayamamak ise biraz tuhaf. benden adam olmaz'ı çok dinlememek lazım gelir artık. cidden benden olmaz mı?