6 Eylül 2011 Salı

şans dediğin nedir ki?

şans kavramı hakikaten bana uzak. yani şanslı olmak veya olmamak değil sıkıntı, sıkıntı bambaşka sanırım ama onun kaynağını bulamadım ben.

iyi giden, güzel geçen bir mülakat sonrasında, trafik levhalarının olmaması sonucu, az kalsın kamyonun altına girmek sadece başlangıçtı sanırım.
okul çıkışı hebele hübele şeklinde mutlu şebelek halimle eve dönerken ve dostları da döndürürken çevre yolunda taksici arkadaş lastiğimi gösterdi. lastiğe vida girmiş, evet oo yea. yavaş yavaş kenara çektik tabi, sonra allahtan hayri vardı da lastiği değiştirdik. lastiği değiştirirken kızların dışarda olması hakikaten olmadı. tamam yanlarında biz vardık ama bu sayede türk erkeğine ne kadar güvenmediğimi bir kere daha gördüm. neyse biraz uzun sürdü, biraz kirlendik ama lastiği değiştirdik. şanssızlık sonucu vidaları sıkarken vida kırıldı. emniyet şeridinden yavaş yavaş şehre döndük ve kızları taksiye bindirdik. onları güvenle evlerine yolladıktan sonra, lastiği yaptırmaya gittik. lastiği yaptırdıktan sonra da kırılan vida için sanayiye gittik. sanayide bambaşka bir alt kültür olduğunu kabul etmem ve ne tarz bir kafa yaşadıklarını düşünmem ile sonuçlandı sanayi maceram.

güne dair çeşitli detaylara ait yazabilirim yakında ama çok yorgunum, uyumam lazım. belki de yazmam bilmiyorum, ruh halime bağlı sanırım.

sonuç olarak farklı, enteresan bir gün daha nihayete erdi. sevgi bile ben bir şey demiyorum, şanssız hakikaten bu adam dedi.

2 yorum:

  1. bunları buraya yazmakla beni bir kez daha soğuttun araba kullanmaktan. seni kınasam mı yoksa hiç araba kullanmayacağım için kaza vs. ile de karşılaşmayacağımdan teşekkür mü etsem bilemedim. en azından bir kadın sürücü eksik olacak trafikten. şanslısın :p (:

    YanıtlaSil
  2. soğuma yahu :) 4 senedir ilk defa başıma böyle bir olay geldi. iyi taraflarını da yazarım bir ara.

    YanıtlaSil