25 Haziran 2011 Cumartesi

kafam bazı şeyleri almıyor. nedenini, sonucunu geçtim olayı kavrayamıyorum, karşımda duruyor ve algılayamıyorum. okan bayülgen'in ve kaybedenler kulübü'nün tutmasına şaşıranları algılayamıyorum. kendilerini anti-popüler olarak tanımlayanların, esasında ilgi ile var olduklarını, ilgi gösteren olmasa zaten varlığından kimselerin haberdar olmayacağını düşünüyorum hep. gerçi okan bayülgen'in komple yalan olduğunu düşünüyorum ama orası bambaşka bir konu.

nedenini bilmiyorum ama popüler olana karşı nedenini bilmediğim bir nefret doğuyor içimde. reddetmek değil, belki de sadece insanların kendilerinden ne verdikleri ile alakalı olabilir bu durum. bir de otoriteye karşı içimde tutamadığım bir sinir bir karşı duruş var ama onun da bu konuyla alakası yok. gerçi konunun ne olduğunu da bilmiyorum ya neyse.

uzun zamandır yazamamıştım, aslında yazıklarımı da sadece yazmak için yazmıştım. çook uzun zaman sonra ilk defa yazıyorum, belki de ilk defa kendimi yazabilmek için özgür hissediyorum. yazmamamın nedeni, buraya sanki mektup yazarmışcasına yazdığımdandı. gerçi bunu ona ifade edemedim tabi, her boku beceremediğim gibi o işi de beceremedim. ama ben gizlememiştim ki, ben ilişki beceremiyorum, olmuyor işte. tamamen kendimi adayamıyorum, ne yapayım, defoluyum sanki. bunları yazmayacaktım, konu sapıttı.

ne diyorduk, popüler olanın, popüler olmasının nedeni gerçekten herkese hitap edebilecek özellikte olması mı, yoksa ortaya çıkan bir şeyin zamanla insanlar tarafından kanıksanması mı bilmiyorum. önemli mi onu hiç bilmiyorum. ancak popüler olmak umrumuzda değil diyenlerin kazandıkları popülariteyi kaybetmemek için girdikleri şekiller çok acayip geliyor. bilmiyorum tuhaf tamamen.

şu an pek sağlıklı düşünebildiğimi zannetmiyorum. yazdıklarımın da tabii ki hiçbir anlamı yok yine. yine de insan millet okuyor mu, acaba millet ne düşünüyor diye düşünmeden edemiyor. acaba başkaları okusun diye mi yazıyorum, yoksa gerçekten arada baştan sona okuyup da o an ne düşünmüştüm diyebilmek için mi yazıyorum? sorunun gerçek cevabını ben de bilmiyorum, evet arada en baştan açıp okuduğum, vay arkadaş bunları mı düşünmüşüm, etmişim diye okuduğum oluyor ama bu diğer alternatifin de geçersiz olmasını sağlamıyor ki. işin özünü ben de bilmiyorum, bilemiyorum, ve bunları düşünürken umursamadığımı da farkediyorum.

düşünmeden, aklımdan o anda ne geçerse yazdığım bu gönderiyi veya ecnebilerin dili ile postu da burada tamamlamalı. zira daha yazabilecek vaktim, gücüm de olsa ne yazmam gerektiği hakkında en ufak fikrim olmadığından burada kesmek lazım. içim sıkılıyor, büyük ihtimalle uykusuzluktan olan gereksiz bir ağırlık var üzerimde. uyumalı. olabildiğince.

1 yorum:

  1. mektup yazar gibi yazmak, birine bir şey ifade etmeye çalışıp, ilişki gibi onu da becerememek...umurunda mı bilmem ama yalnız değilsin.
    napıyorum lan ben, ne yazıyorum, niye yazıyorum...diye diye gene de yazıyor işte insan. demek ki her şeyden evvel iyi geliyor.

    YanıtlaSil