29 Aralık 2010 Çarşamba

öyle olmuş, böyle olmuş

çok acayip

bile bile yaşıyoruz hayatı. işin kötüsü o monotonluk zinciri de kırılmak bilmiyor arkadaş. istesen de fark etmiyor, muhakkak orada daha sert şekilde. bir iş, bir eş, bir uğraş sahibi olmak durumu o kadar kemikleşmiş ki, bir zaman sonra çingenelere özendiğini bile hatırlamaz oluyorsun ve dahi hatırladığında da şaşırıp kalıyorsun.

iki binli yıllarda bu olur mu cümlelerine, hala savaşmıyor muyuz, gören de bizi çok medeni sanacak ülen nidaları karşılık vermek, karşı tarafı şaşırtabiliyor. halen içgüdülerimizle ona buna yazma derdindeyiz, sırf ona buna bakmayan erkek, istiklal'deki travestilerin dediği ne biçim erkeksin sen yergilerine muhattap oluyor. insan dediğin sevişgen varlık ama olabildiğince bayağılaştırmak, tek geceye indirgemek de tuhaf, tam tersi de çok yoğun anlamlar da yüklemek garip. bilemedim yine paradokslara sürükleniyorum.

aşk meşk mevzularını, ferhatvari aşık olmaları, üzerine de kendini içkiye vurup evine gideyim mi ağbiiee'leri pek anlayamıyorum. anlatacak derdin varsa anlatırsın, karşı taraf da istiyorsa olur veya olmaz arkadaş, nedir her gece sarhoş olup başkasının arabasının plakalarını kırmalar.

tanımadığın birine yazmayı da hiç anlamıyorum, bir ortamda fiziksel olarak hoşlandığın biri ile tanışmak, ne bileyim. bi kere kafan uyuyor mu arkadaş, kimdir, nedir, in midir, cin midir. tuhaf yani!

bugün çok yorgundum, anlatacak kelimelerim de yok ilgi çekici olanlardan, öylesine yazıyorum işte. ben de bi acayibim, yazılırken sıkılan, aman niye yazıyorum diye düşünürken yazan başkası var mı bilmiyorum. aslında blogu kapatsam yeridir artık, ileride okurum abi falan diye düşünsem de, ne bileyim aslında buraya yazdıklarımı kimse okusun da istemiyorum. kimsenin bilmediği blog açmayı da beceremiyorum, onu da en sevdiğim insanların başında gelenleri üzerek yapıyorum ancak. kötü biri zannediyorum kendimi, düşününce o kadar kötü olmadığıma karar veriyorum, aslında iyi biri olduğum sonucuna varıyor düşüncelerim. peki o kadar iyiysem neden bunlar oluyor hep. bilemiyorum.

16 Aralık 2010 Perşembe

konu dışı

canım çok sıkkın şu an, hani nedensiz mutsuzluk vardır ya, işte o durumdayım sanırım. az sonra dışarı çıkmam lazım, sevgili okuluma gideceğim, gitmeden önce ufak bir işim daha var onu da hallederim sanırım. bakalım nasıl olacak bu muhteşem gün, genelde sıkıcı geçer bu durumlarda, hayatı ıskalamak gibi de düşünülebilir belki.

çok zor yazıyorum şu an, sırf yazmamış olmak için yazıyorum, burda noktalayım gitsin işte.

8 Aralık 2010 Çarşamba

demedim mi?

demedim. diyemedim değil de demedim işte.

girişte yazar ne anlatmak istiyor konusunu size bırakıyorum zira benim zerre fikrim yok. hayat monoton şu sıralar, teze yoğunlaşmam lazım ama bir türlü ilerlemiyor. kısfmet.