18 Nisan 2010 Pazar

blogblogblogblogblogblog

bayağıdır zaman bulamadığımdan mütevellit iki satır çiziktiremedim, şimdi vakit bulabildim mi? aslında hayır, şu an yarın anlatacağım ders için çalışıyor olmam lazım esasında. ders anlatmak dedim ama aslında işin özü sunum yapmak, kitabın belli bölümünü anlatmam gerekiyor, bu nedenle de yapacağım şey sunumdan ziyade ders anlatmak. yarın ayrıca sevgili hocam ile oturup makale toplantısı yapmamız lazım yine, bizden bir aydır beklediği kriter listesini istediği şekliyle göremezse bizi oyacağından zerrre şüphem yok, ama bilmiyor ki hafta içi deli gibi çeviri yaptım ben, önce türkçeden ingilizceye daha sonra da ingilizceden türkçeye. yo dostum yoo aynı şeyi önce ingilizceleştirip sonra türkçeleştirmedim, o kadar sayko değilim henüz. geçen bunun geyiğini yapmıştık ama yalan yok.

hayat nasıl mı şu sıralar? senin soru soracağın yok blog sessiz sakin bi adammışsın, ben sorup cevaplayayım o zaman. çok yorucu, dün cumartesi olmasına karşın okula gitmem gerekiyordu, mühendislik fakültesi binasının açılışı varmış, hoşlanmayarak gittim ama enerji bakanı geldi, baya efendi bir adammış, konuşması içinde yer alanlardan pek çok araştırma konusu çıkar onu farkettim, ancak nereden nasıl başlamalı yine bilmiyorum. bildiğim tek şey varsa, artık yalnız kendimin çalışmasının gerekliliği yoksa yetişemiyorum. kendim yaparsam sallayabilirimi değil mi?

hayar bundan iki ay önceye kadar çok basitti, sorumluluğum yoktu, keyfim yerindeydi, rahattım. şimdi ise yoğıunum, dünya kadar sorumluluğum var, iki ay öncesi sıkışık zannettiğim zamanımın aslında baya baya geniş olduğunu farkettim. ve şu an keyfim yerinde mi, esasında değişen bir şey yok. hala keyfim yerinde. biraz daha planladığım yola gitmiş gibi hissediyorum, daha net bakabiliyorum geleceğe.

insanları hiç analayamıyorum, keyfi yerinde olması gereken adamlar triplerde yandık bittik ölmeliyiz kıvamında saçmalıyorlar. yahu ölüm bir şeye çözüm olur mu hiç? tamamen her şeyi bitirmek? mutlu olabilecekken illa mutsuzluğu kendine amaç edinmek, keyif almak yerine sürekli bir keyifsizlik havasında yaşamak. dikkat çekmek midir amaç, bakın ben burada mutsuzum o zaman gelin benimle birlikte olun mudur? gerçekten anlamıyorum. bir anlamadığımda başkalarını tanımadan önyargıyla hakaret etmek. ne kadar ayıp bir şey yahu, karşındaki de insan ve muhtemelen senden daha nitelikli, ve hatta daha iyi bir insan. ama yok, sen tipine bakıp hemen bir yargı yürütmelisin. çok can sıkıcı varlıklarız... neyse muhtemelen şu ana kadar yazdıklarımdan hiçbir şey anlamadınız, olsun anlamayın gördüklerimden gelenlerdi zaten. bu arada bilgisayarım serviste bir haftasını doldurdu ve artık yapılamaz raporu geldi, bu nedenle bir süre daha internete daha az girebileceğim. daha doğrusu ders ile uğraşmıyorken pek internete girdiğimi söyleyemeyeceğim. blog okuyup, yazamıyorum. canım istiyordu epeydir onun için ders çalışmak yerine blog yazdım, allah beni ne etmesin aceba? bir de canım hikaye yazmak istiyor şu sıralar. bakalım onu da yazabilecek miyim? hadi görüşürük adamım.