23 Kasım 2010 Salı

kolay, çok kolay, daha da kolay olacak...

ne zaman beden, vücut vs. muhabbeti olsa. çok dandik olm vücutlarımız, toprak su az da mineral geyiği yapardım, kendime göre samimiydim de.ancak iş ciddiye binmeden ne kadar kolay olduğunu anlamak ölümün o kadar da basit olamıyor. neden mi anlatıyorum bunları, anlaması çok basit tabii, ölümün kıyısına yaklaştım da geçen gün. yok kaza modunda değil, genel olarak benim mallığımdan :)

yazının bu noktasından sonra istifra eyleminden tiksinenler okumamalı, çok net. okumayın yani gerek yok, özet ölüyodum :P

efenim geçen gün, bayramın üçüncü günü olsa gerek, kaç günlük çalışma nedeni ile evde bulunmam sonucu çok fena canım sıkılmış bulunmuştu. sevgili biraderim de, bi arkadaşla buluşacağız hadi çıkalım dediğine tamam dedim. halbuki midem bulanmaktaydı ve evde kalsam şükela olacak vaziyetteydim, ama olur mu canım sıkılmış değil mi? neyse bari yürümeyelim dedi, ben yok çok sıkıldım illa yürüyelim diye diretince 10 dakikalık mesafeyi yürüyüp, terleyip, o ter üzerimde rüzgarla kuruyunca pek bir leziz moda geldim. ve dahi gittiğimiz yerde de dışarıda, rüzgarda oturup tam pelte kıvamına gelmiş bulundum. buralar çok önemli değil, üşüttüm, midem zaten bulanıyordu felan falan.

neyse gittiğimiz yerde dayanamayıp 2 defa istifra etmiş bulundum. sonra yok hacı bende acayip şeyler oluyor çıkalım burdan diyerek dışarı attırdım kendimizi. sonra yol boyunca 3 4 defa daha istifra ederek ev yolunu yürüyerek tamamladım. eve gelirken de misafir geleceğini haberini aldım abimden, ne o salladı, ne ben durumumu, ne olacaktı midem bulanmış, muhtemelen zehirlenmişim, geçer diye düşündük.

neyse eve geldik, ben kendimi yatağıma attım, ancak yatakta kalamadım sürekli banyoya koşarak istifra ediyordum ki, bir de buna farklı yollardan sıvı kaybı daha eklendi. yaklaşık 3 saatlik süreçte mütemadiyen sıvı kaybettiğimde, ki hakkaten oha bu sıvı artık nereden geliyor dedim, dedim yani. sonunda misafirler gittiğinde beni daha iyi bulmayı bekleyenler, morarmış dudak, titreyen beden ve yatakta kalamayıp sürekli banyoya koşar halde buldular. midem bulanıyor diye hiç su içmeyişim alkışlanacak hareket olsa da az bekleyişten sonra hastane yolunu tutmuştum.

ben bekliyorum ki, bir serum bir ilaç verecek beni eve salacaklar. herkes zehirlenmeyi öyle anlatmıştı bana, olm bi serum verdiler kendime geldim falan. tabi serumu verebilmek için damar bulmak lazımdı, ben su o kadar kaybetmişim ki, damarlar içeri kaçmış ve dahi sağ kolumu o kadar delmelerine karşın serumu sağa takamadılar. soldan delebildiler, olmadı el üzerinden deleceklermiş.

gittik, giderken emniyet kemerini takacak gücü bulamamamı, acile tekerlekli sandalye ile taşınmamı dip not olarak düşeyim buraya.

acile vardığımda bilincim yerinde olsa da, cevap verme ve görme konusunda sıkıntı yaşıyordum ve su kaybından tüm eklemlerim kasılıyordu. ellerim, suratım ve tırnaklarım da morarmıştı, ben bu morluğu çoook sonra farkederek, pis tırstım yalan yok. neyse gitik tansiyonuma falan baktılar 8 e 6 çıktı. ateşim ise 35 e düşmüş. neyse serum verdiler, sonra bi daha verdiler, sonra bi daha falan derken, kan tahlillerimin sonucu geldi ve böbreklerimin iflas etme aşamasında olduğu ortaya çıktı. doktor çok pis tırstı, ben zaten o sıralar cevap falan veremiyorum, abime fısıldıyorum ki, o iletsin diğerlerine diye. neyse sonuç olarak doktor kan değerlerin fena, tipin de kaymış zaten bu gece kal benle burda dedi, dedim seni mi kıracağım şekerim. o geceyi sabaha kadar serum ile geçirdim. ama nası bi bünye, sünger gibiyim, veriyolar çekiyorum, veriyolar çekiyorum :p bi taraftan mide bulantım geçti, 2,5 litrelik su içtim sabaha kadar.

sonra acilden odaya alınınca tekrar öltüler tansiyonu, bu sefer 6 ya 3 çıktı. ben sıkıldım yarın çıkarım di mi dediğim hasta bakıcının çok anlamlı gülüşü bu tansiyondan olsa gerek diye düşündüm. bi de söylemeyi unuttum taşikardi durumdaymışım sanırım, kal atışımı da yavaşlatamıyorlardı. nerede kalmıştım, çok acayip bi film vardı televizyonda trt kurban diye bi komedi yapmış, rastlarsanız izleyin cidden iyi.

bu arada, o serumu yüz defa bantlamaları, bu nası çıkacak lan korkusu sardırıyor bünyeye. yani eğer ıslatma tekniği bulunmasaydı, bugün acıdan ölmüş bi insan olabilirdim. çok korkutucuydu o aşama.

dün diğer tahlil sonuçlarımı da aldım, vücut toparlanıyormuş, doktor çok uyardı yine, geciktirme gel diye. olur dedim, seni mi kıracağım aaa :) bak böbrekleri zor kurtardık mal mısın olm falan dedi, başımı eğdim ne diyeyim haklı yani. ama iyileşiyomuşum, zaten iyiyi allah korur, kötüye de bişi olmaz.

sonuç olarak sabaha toparladım, kan değerlerim halen oturmuş değil, ama bugün işe gittim geldim, sorun olmadı, hatta gözetmenlik de yaptım. ama farkettim ki sabah sağlamken gece ölüm döşeğinde olmak, ertesi sabah da tekrar sağlam olmak mümkünmüş. siz siz olun zehirlendiyseniz, hiç sallamazlık yapmayın, gidin doktorunuza.

5 yorum:

  1. peki neden? çok geçmiş olsun..

    YanıtlaSil
  2. doktor başta mikrop almışsın dedi, sonra tahlile göre mikrop almamış oldupum ortaya çıktı. zehirlenme olasılığı daha önde duruyor.

    YanıtlaSil
  3. allallah..ben de hiç sallamam öyle şeyleri. sallamak gerekiyormuş adeta. kıssadan hisse çıkardım, nası? :D

    YanıtlaSil
  4. süper =) valla çok sallamak gerekiyormuş, doktor öyle dedi :)

    YanıtlaSil
  5. enee geçmiş olsun. su iyidir. duş haricinde de kullanmak gerekir.

    YanıtlaSil