16 Aralık 2009 Çarşamba

muhtelif konular ve hayat, belki de hayatım.

pek çalışkan bir blog yazarı değilim 2009 yılı içerisinde toplam 20 küsür blog yazısı kaleme alabilmişim. gerçi bu blogu da kediencee sayesinde açabilmiştim, kendisine de selamlar burdan, umarım okuyorsundur, pek ihtimal vermiyorum ama neyse. konumuza dönelim, bu konuda çok başarılı değilim kanımca ama olsun, git gide yazmaktan keyif almaya başlıyorum.

öncelikle boğazlarım ağrımaya başladı son günlerde. kış günü motorun dışarısında yolculuk etmemden kaynaklı bir durum olabilir, ancak bu boğaz ağrısı nezleye dönerse bu sene üçüncü defa hasta oluyor olacağım. yıllardır pek hasta olmadığımı göz önüne alırsak, bu konuda bu sene pek bir başarısız ollduğum açık. gerçi allahtan domuz gribine rast gelmedim ama 2-3 gün de olsa burnumun akması can sıkıcı. şu anda ne burnum akıyor, ne de baş ağrısı vs. var sadece boğaz ağrısı. yutkunmakta zorlanıyorum ve bu nedenle çay ve kahve tüketimim tarihin en üst seviyelerinde geziyor. bugün 10 bardaktan fazla çay içtim 15 de olabilir, bir fincan kahve ve bir fincan da sıcak çikolata içmiş bulunuyorum. daha bir şey içerbilir miyim bilmiyorum ama meyve çaylarını da denemeyi düşünüyorum artık bir çeşit olsun, değil mi? gerçi bu güne kadar hiç aram yoktu ama, farklılık istiyor insanın canı bazen.

kariyer anlamında, yüksek lisans son hız devam ediyor. tez yamama oldukça zaman var; ancak, makale çalışması içerisine girmeyi planlamaya başladım. yüksek bitmeden bir makale yayınlayabilirsem, ileride işime yarar diye umuyorum. gerçi çok ciddi literatür taramak, farklı bir durum ortaya koymak lazım ama vakit buabilirsem yapamayacağım bir şey değil diye umuyorum. çalışmayı bitirdikten sonra dergilerin de yayınlamayı kabul etmeleri lazım vs. vs. umarım sonu güzel biter. bunun yanı sıra sunumlar, vizeler son hız devam ediyor. yarın bir sınav daha var, konuları ancak bir kere okudum, hoca sayısal olmayacağını söyledi, inşallah yarın bir süprizle karşılaşmayız.

bu sene epey yeni arkadaş edindim, hepsi de sıcacık insanlar. çeşitli aktiviteler peşindeyiz, bakalım neler olacak o kulvarda?

ney'e başlayalı üç aya yakın zaman oldu. bayram arası hiç yaramadı ve neredeyse 3 haftadır elime alamıyorum kendisini. diyafram geliştirme sürecim de sürüyor aslında, 30 saniyedeyim şu an, onu kırka elliye taşımak gerekli, şu sıkışıklığım bir geçsin ona da bol bol vakit ayıracağım. önceliklerim arasında yüksek sıralar edindi kereta. notalara da çalışmak lazım, şimdi den 19 nota geldi, daha bunların iki katı kadar nota var vs. diyor hoca, bakalım göreceğiz.

last.fm'i kullanmayı bıraktım. artık ne dinlemişim, ne etmişimi bilmiyorum ve enteresan şekilde last.fm'i kullanmayı bıraktıktan sonra müzik dinleme sıklığımda belirgin şekilde azaldı.

bu arada alfred hitchcock'un pek çok filmini izledim, gerilim vs. diyenlere şaşmaktayım şu anda. adam şeker gibi filmler çekmiş, kendisini pek sevmekle beraber, imdb'de aldığı puanların biraz abartı olduğunu düşünmekteyim. şu dünya da marka olacaksın arkadaş, sonra istediğin kadar dandik iş çıkar, millet şahane süper desin. bu arada izlediğim dizi sayısı hayvani miktara ulaştı, neden bu kadar dizi izlediğimi birinin bana açıklaması gerekli. bu şekilde konuşmaya başladığıma göre, dizi sayısı da yakında düşebilir, zira hoşuma gitse de zararlı olduğunu düşündüğüm şeyleri hayatımdan kesip atmaya başladım. zaten kolay vaz geçen bir yapım olduğunu biliyordum ama bu kadar da kolay kestirip atabildiğimi bilemiyordum.

kısa bir senaryo elimizde artık, merlin'le birlikte çekmeyi planlıyoruz. muhtemelen erkek karakteri ben oynayacağım, önceden bu konuda istekli olurdum ama şimdi pek canımın istediğini de düşünmüyorum. bakalım o nasıl olacak?

aralık ayının üçüncü yazısını da kaleme aldım, sanırım bu senenin son yazısı olacak bu, şimdiden herkese mutlu yeni yıllar diliyorum. umarım yeni yıla girerken yaptığınızın yıl boyunca süreceği geyiğinden uzak olursunuz. bu geyiği seney görüşürüz esprisi ve 1 nisan saçmalığı kadar itici gördüğümü de eklemek istemekteyim şu an.

2 yorum: