14 Aralık 2009 Pazartesi

abidik gubidik

enteresan bir şekilde uzuuun zaman sonra ilk defa athena dinliyorum, hoşuma gitti sanırım değiştirmedim. yalandan okumuştun her şeyi, ne kadar da boşlarmış oysa, biriktirdiğin her ne varsa savur hepsini okyanusa babında bişiyler söylemekteler. her ne kadar okyanusa neden savurduğumu ve de okyanusu nereden bulacağımı bilemesem de, tamamdır abiler dedim ve savurdum. o kadar da boşlar mı bilmiyorum ama neyse artık. eheh şarkı bitti şimdi de tarlaya ektim soğan başladı. bu şarkı athena'nın tanındığı şarkıydı, klibi var mıydı bilmiyorum ama amerikan futbolu oynadıkları klip aklıma geldi. ne alakaysa arkadaş, okyanus, amerikan futbolu, aykırı mısınız olm siz!?

ohoooo konu aldı başını gitti, ben bunları yazmak istememiştim. aklımda athena hiç yoktu, hemen the smiths açıyor ve please please let me get what i want dinliyorum. eveeet açmış bulundum.

efenim, bugün okul dönüşü boğazı geçerken bir de baktım ki motorun içerisi tamamen dolu, içeride ayakta gitmektense dışarıda oturarak giderim dedim ve kar yağması beklenen bir istanbul gününde boğazı motorun üst kısmındaki açık bölümde geçtim. sahip olduğum atkı, mont, eldiven triosuna güvendiğimden olsa gerek üşümeyeceğimi düşünmüştüm, aradan kaçan soğuk hava haricinde pek de üşümediğimi söyleyebilirim. evet şarkı yine değişti şimdi de they might be giants başladı, abiler birdhouse in your soul diyorlar. neyse ne diyordum, motordayım ve soğuğu göze almış birkaç cengaver ile birlikte yolumuzu alıyoruz, hemen yanımda bağırarak telefonla konuşan bir abla, karşımda soğuktan büzüşmüş bir abi ve diğerleri görüş alanımda olmayan birkaç kişi daha... birbirimizi tanımadan olduğunca birbirimizden uzakta yolculuğumuzu gerçekleştirdik ve hemen motor yanaştıktan sonra birbirimizden görüşmemek üzere ayrıldık. ki en güzel kısmı da bu olsa gerek. boğaz köprüsü ışıklandırması gayet hoş, ancak o ışıkların renk değiştirmesi gerekmiyor muydui ben öyle bir şeye şahid olamadım bugüni çok da dikkatli bakmamıştım açıkcası. evet şarkı yine değişti, yine they might be giants'den geliyor, istanbul diyorlar. tam da istanbul hakkında yazarken, bu şarkının gelmesi hoş. bu şarkının disney'in bir animasyonunda da kullanılmış olduğu ve istanbul'u çöl ve develerin olduğu bir yer olarak gösterdklerini hatırlıyorum. e tabi, o sıralar google ve google images de yoktu ki, adamlar bi açıp baksınlar.

neyse konu çok dağıldı, shuffle açayım zaten. farklı grupar gelsinler ardı sıra.

bu yazıyı yazmamın esas nedenini hatırlayamıyorum. bu arada şarkı the kinks, come on now'a döndü. ne güzel bir grup şu kinks. geçen bi arkadaşla konuşurken ilk duyduğunda yeni bir grup sandığını, grubun soundunun zamanın ötesinde olduğunu anlatmaktaydı. kendisine katılmakla beraber, 60 ların can olduğunu düşündüğümü daha önce de blogda yazdığımı belirtmeliyim. bu arada tekrar şarkı değişti, the chordettes'den just between you and me geliyor. kendileri de 50 lerden ve süperler. 50 ile 60 arası bu kadar popüler müziğin değişmesi enteresan. gerçi o sıralar popüler olan radyoda popüler olacak şarkılara karar veriliyodur diye düşünüyorum, zira amcalara nasıl tanıtsınlar ki başka şekilde. belki yazılı basın da bir etkin yol olabilir.

eveet yazının sonlarına gelirken şimdi de mavi sakal ben kimleyim çıktı. sanırım şu an kendimleyim.

yazı sapıtmadan sonlandırmak en iyisi, öptümi görüşürüz, baaaay.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder