26 Haziran 2018 Salı

Stop Lose!

İnsanların hayat çizgisini aldığı kararların sonucunda oluşan durum oluşturur.

Eğer bir portföy yöneten bir iktisatçıysanız, havuzunuzda bulunan mali kaynağı belirli alternatif yatırım araçlarına bağlarsınız. Risk iştahınıza göre birazcık vadeli mevduata, birazcık borsaya, biraz şuna, biraz da bunaaa... Tabii ki, çok da az olsa da kripto paralara da...

Buradaki mantık şöyle işler. Risk durumuna göre bir getiri beklentiniz vardır. Diyelim ki faiz enflasyona göre +%2 veriyorsa şayet, borsa +%5 getiri vaad ediyorsa ve trend de yükseliği garanti ediyorsa (ne kadar olursa) siz portfoyünüzün önemli kısmını borsaya kaydırırsınız. Bu kararı alırken de bu getiri ile ilgili bekleniyle birlikte olası zararı kesme noktası yanı stop lose da mevcuttur. Bu da olası hatalı kararda sizin zararınızı belirli noktada kesmeyi sağlar.

Aldığım en kötü kararlardan bir tanesi zamanında bir arkadaşımın tavsiyesi ile Memsa Mensucat diye bir hisseyi alıp şirkete ortak olmaktı. Hisseyi 0,15-20 bandından spekülatörler 1,2 liraya taşımışlardı. Bu hareket bir lirası olan hissedarı 6 lira sahibi yapmıştı. Ben de bu yükselişte biraz para kazandım yalan yok. Ancak, ilk hatalı kararım bu arka planı olmayan, fabrikası kapalı hissenin, 1,2 liradan 0,8 liraya düşmesinde daha ne kadar düşecek diye düşünmemdi. İkinci ve en kötü kararım ise stop lose koymamamdı. Ben bu hisseyi 0,12 gibi bir fiyattan sattım lanet olsun diye sanırım. Asistan maaşı ile büyük bir miktar bağlamış olamam ama o durumda bile bağladığınızın mevduatın %70-80'ini kaybetmek çok keyifli değil.

Stop lose koyamadığımız bir diğer husus ise dostluklar...

Esasında koyabilmek lazım. Hazreti Ali'nin bir sözü vardır, Dost, haydi gidelim dendiğinde, nereye diye sormadığın kişidir manasında bir söz. İşte siz şayet bunu uyguluyorken, karşınızdaki ya bir saniye, bir bakalım, acaba falan diyorsa, hiiiç beklemeyin güle güle deyin. Neden mi? Az önce hisse örneğini verdim ya, benzer bir patlama da orada olabilir... Bilemezsiniz, belki bu kadar kötü olmaya da bilir. Ancak, görünen köy kılavuz da istemez, karşınızdaki sizinle aynı samimiyete sahip değil maalesef.

Mühendislik eğitimi almanın dezavantajları sanırım. Her şeyi mantık ile formüle etmeye çalışmak... İşin kötüsü gerçek hayatta her durum siyah veya beyaz ile açıklanamadığı gibi ara değerlerin yoğunluğu da can sıkıyor.

Şunu farkettim, keyifsiz olduğumda daha çok yazıyormuşum.

Bir sene yazmayıp bir haftada iki kez blogumu hatırlamak da bunun sonucu olsa gerek. Neyse atlatacağız bu günleri de inşallah. Önemli olan sahip olduğunuz değerleri bozmamaya ve karşınızdaki insanları kırmamaya özen göstermek. Tabii başkasının da sizi olduğunuzdan değersiz hissettirmesine de izin vermeyeceksiniz. Bu da çok önemli, başkası için yaşamıyoruz nihayetinde.

Ne anlattım, nereye vardım planım yoktu. Burada bırakayım o halde.